skip to Main Content
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Sultanahmet çevresinde Bizans döneminden kalma çok sayıda arkeolojik yapı mevcuttur. Bunlardan biri de Saray Tepesinde bulunan “Büyük Saray Mozaikleri” müzesidir. Müze, Sultanahmet Camii’nin Arasta Pazarının içinde yer almaktadır. 1935 yılında başlayan kazı çalışmalarında bir çok mozaik çıkarılmış ve bu mozaikler M.S. 450-500 yıllarına tarihlendiği tespit edilmiştir. Mozaiklerin ise sadece 180 metrekarelik bölümü günümüze kadar ulaşmıştır.  Çağın önde gelen ustaları tarafından özenle yapılan mozaiklerde genellikle doğa ağırlıklı resimler, açık havada çoban yaşamı, iş yapan köylüler ve avcıların cesareti gibi konuları işlenmiştir. Oyun oynayan çocukların, yabani veya çayırda otlayan hayvanların yanı sıra, mitolojik hayvan hikâyelerin, masalların yer aldığı düşsel yaratıklar da canlandırılan mozaikler de, 90 farklı tema tasvirlenmiştir.

Bu kadar çok temanın işlendiği mozaikler, Bizans  İmp. Döneminde inşa edilen Büyük Saray’a ait yapının temelindeki mozaiklerdir ve  balık pulu tekniğiyle yapılmıştır. Geç Antik Çağ’dan günümüze ulaşabilen bu mozaikler bizlere neler anlatıyor, gelin birlikte göz atalım.

Büyük Saray

Merada otlayan kuzular anlatılmaya çalışılmış

Su deposu
Tek hörgüçlü bir devenin sırtında chiton giymiş iki çocuk oturmaktadır. Çizmeli bir adam devenin dizginlerini tutar. Başında taç, elinde evcil bir kuş olan öndeki çocuk soylu bir aileye mensuptur. Çocukların giysilerine düşürülen parlak beyaz ışık sayesinde motife canlılık katılmıştır.

Kır yaşantısını anlatan mozaiğe genel bakış

Mozaiğin büyük bölümünde sade insanlar kır yaşantısı içinde tasvir edilmiştir.

Ayı’nın ceylanı yeme sahnesi canlandırılmış

Mozaiğin ortasında yer alan Kanatlı Dişi Kaplan, Başı, bacakları ve kuyruğu kaplana benzeyen bu yaratığın, belirgin meme uçları sebebiyle dişi olduğu anlaşılmaktadır. Hayvanın iki büyük kanadı ve kafasında bir çift boynuzu vardır. Hayvanın ağzında, dişlerini geçirdiği koyu yeşil bir kertenkele görülmektedir.

Mozaiğin ortasında yer alan Kartal ile yılanın mücadelesi, antik döneme ait eserlerle sıkça rastlanan bir temadır. Işığın karanlığı yenmesini sembolize eder. Roma lejyonlarının amblemlerinde yer almaktadır.

Fil’in hayatta kalma mücadelesi tasvirlenmiş

Uzun av mızraklarına sahip iki avcı, kendilerine doğru atılan bir kaplanla mücadele eder. Kolsuz gömlek, geniş omuz atkısı ve tünik giyen avcıların bacakları da koruma amaçlı olarak bandajla sarılmıştır. Avcıların giyisilerinde bulunan, muhafız alayının armasını andıran armalar, avcıların saray mensubu olduklarını düşündürür.

Çeşitli hayvanlara ait av sahneleri
Kenger yapraklarından oluşan kenar süsü, yaprak şeridini kesen mask, yaprakların arasındaki boşluğu dolduran hayvan figürü ve süsün iki kenarındaki dalga kuşakları

 

Back To Top