skip to Main Content
Olba Antik Kenti

Ören yerleri bakımından en zengin yörelerden biri konumunda bulunan Mersin, farklı kültürlerin bir arada yaşaması, konumu, ticaret alış verişi ve Hristiyanlık döneminde piskoposluk merkezlerine ev sahipliği yapması gibi bir çok nedenden ötürü bu şehri özel kılmaktadır.  Bu şehri özel kılan bir başka neden ise tüm bunlara öncülük yapan Olba antik kentinin burada olmasıdır.

Mersin’in Silifke ilçesinde yer alan Olba Antik Kentindeki ilk kültür araştırmaları 1930’lu yıllarda başlamış olup aralıklarla devam etmektedir. Helenistik dönemde adından da anlaşılacağı üzere Olba Krallığının merkezi konumunda bulunan Olba, ismini Olimpos tanrılarının içeceği olan mut bitkisinin yunancasından almaktadır. Aynı zamanda “şanslı”, “ mutlu” ve “ başarılı” anlamına geldiği de bilinmektedir. Helenistik dönemde kent Seleukos İmparatorluğuna, daha sonra Roma imparatorluğuna bağlanmıştır. Helenistik dönemde çevresi surlarla çevrili olan şehrin, Roma döneminde savunma sistemi geliştirilerek büyütüldüğü ve günümüzde de bu kalıntılara rastlandığı görülmektedir.

Seleukos döneminde, korsanlarla baş etmekte zorlanan kent, M.Ö 104’de Marcus Antonius ilk seferinde başarılı olmuş ve M.Ö. 7’da Servilius Vatia Isauricus komutasındaki seferler sonunda korsan saldırılarını kısmen de olsa bastırmış, bölgeye olağan üstü yetkiler gönderen I.Triumvirlik üyesi Pompey M.Ö. 66 yılında korsanları tamamen ortadan kaldırılmıştır. Böylelikle Olba kentinin, tek hakimi Romalılar olmuştur.

Yönetimi devir alan Romalılar, Olba antik kentinde kendi özgü yapılar inşa etmiş ve günümüze kadar belli başlı kalıntılar gelmiştir. Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu tarafından M.S. 4. yüzyıldan itibaren kabul edilmesiyle birlikte dinsel yapıların sayısında artış yaşanmış ve kent merkezindeki birçok kilise bu döneme tarihlendiği bilinmektedir.

Olba Antik Kenti’nde görülmesi gereken diğer yapı ise, Septimus Severus zamanında yaptırılmış olan çeşme binasının yanı sıra nekropolün bulunduğu vadi üzerinde kurulmuş, 150 metre uzunluğunda, 25 metre yüksekliğindeki iki katlı su kemeridir. Bu su kemerinin korunması için Helenistik Kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini daha da arttırmaktadır. Severus dönemine tarihlenen su kemerinin üzerindeki  yazıtta ise “ Olbalıların Kenti” yazmaktadır. Antik çeşme yani Nymphaeum ile aynı dönemde yapılmış olan bu kemerler Bizans İmparatoru II.Justinus yöentimi sırasında onarım görmüş.

Nymphaeum (çeşme) yanında bulunan Tiyatro, M.S. 2.yy. tarihlendiği ve yaklaşık 3500 kişilik olduğu tahmin edilmektedir. Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde, Zeus Tapınağının yan tarafında bulunan kent kapısının oradaki diğer sutünlu cadde ile kesişmektedir ve bu cadde Tyche Tapınağıyla (Şans Tapınağı)  son bulmaktadır.

Kutsal yer; MS.I.yy.da yapılmıştır. MS.V.yy.da kiliseye çevrilmiştir. Yazıtlarda kentin soylularından olan Oppius ve karısı kyria tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

Beş sütunu ayakta duran Tyche Tapınağı 6 metre yüksekliktedir. Knetin soylularından olan Oppius ile karısı Kyria tarafından yaptırılıp kente armağan edildiği bilinmektedir.

Helenistik Kule, kenti çevreleyen surların kuzeyinde bulunan beş katlı kule, her katı kendi içinde bölümlere ayrılmıştır. Yöneticlerin yaşağı bilinse de, kent tehlike anında bölge halkının sığındığı yer olarakta bilinir. Aynı zamanda şehrin en güvenli yeri olduğu içinde şehir hazinesinin korunduğu bir yer olarakta söylenmektedir.

Tören kapısı, 7 metre yüksekliğinde bulunan 5 adet sütundan oluşmaktadır. MS.I.yy.’a  tarihlenmektedir.

Tiyatro, Roma İmparatorluğu döneminde Marcus Aurelius ve Lucius Verus döneminde yaptırılmıştır.

Anıt Mezar,2 bin 300 yıllık tarihi geçmişe sahip. Selevkos ya da Olba krallığı yöneticilerinden birine ait olduğu düşünülen mezar, Dor biçimindeki mimarisi ile yörede tek olma özelliği taşıyor. Mezar yapısı, piramit çatılı, 15 metre yükseklik ve 5.5 metreye 5.5 metre ölçülerinde kare plandan oluşuyor.

 

Back To Top