Rumeli Hisarı

                                  Anadolu Hisarı

 

Anadolu Hisarı

İsmini bulunduğu semtten alan Anadolu Hisarı, Güzelce Hisarı olarakta bilinmektedir. Göksu Deresi’nin İstanbul Boğazına döküldüğü yerde bulunan Anadolu Hisarı, 7 dönümlük bir alan üzerine kurulmuştur. Yıldırım Beyazıt zamanında 1393 yılında yapımına başlanılan Hisar, 1395 yılında  bitirilmiştir.

İç ve dış kale ile bu kalelerin surlarıyla çevrili olan Hisar ait üç gözetleme kulesi mevcuttur. Hisarın ilk yapıldığı dönemde giriş kapısının olmadığı ve iç kale surlarına asma bir köprü vasıtasıyla ulaşım sağlandığını söylenmekte.

Anadolu Hisarı 1453 yılında gerçekleşen İstanbul Fethi sonrasında askeri önemini kaybetmesinin ardından, zamanla çevresi bir yerleşim bölgesi şeklini almıştır. Zamanın yıpratıcılığına ve depremlere boyun eğen hisarın büyük çoğunluğu görmek isterseniz eğer hayal kırıklığına uğrayacağınızı belirtmeliyiz. Günümüzde antik Jüpiter Tapınağının olduğu yere yapılan Anadolu Hisarının bazı bölümleri ise yıkılmış ve tam ortasından da yol geçirilmiştir.

Tüm bunlara rağmen bulunduğu konum itibariyle görsel güzelliği (belli bir bölümü için) koruyan hisarın denize hakim konumu ve Göksu Deresi’nin yanında olması birçok yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmeye fazlasıyla yetmektedir.

 

 

 

Rumeli Hisarı

İstanbul boğazının en dar iki kıyısı üzerine (600 metre) Avrupa yakasında yaklaşık 30 dönümlük bir alana İstanbul’un fethinden önce yani 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından ve 139 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. Yüzyıl şartları düşüldüğünde, bu kadar  büyük bir alanda  askeri yapı olarak karşımıza çıkıyor olması ve malzeme insan gücü yönlendirmesindeki lojistik organizasyon ile inşa tekniği gerçekten her insanı hayretler içerisinde bırakmaktadır. Rumeli Hisarı’nın adı Fatih vakfiyelerinde, “Kulle-i Cedide”, Neşri tarihinde “Yenice Hisar”; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerindeyse “Boğazkesen Hisarı” olarak geçmektedir.

Hisar’ın projesi, yapılacak surların, burçların, kapıların yerleri ve aralarındaki mesafeler Fatih Sultan Mehmet’in tespit ettiği hususlar dikkate alınarak Mimar Muslihiddin Ağa tarafından çizilip, projelendirilse de, padişah inşaatın her aşamasıyla yakından ilgilenmiştir. Uzaktan bakıldığı zaman Osmanlıca “Muhammed” biçiminde okunacak şekilde inşa edilen Hisar, denizden bakıldığında sol bölümün sorumluluğunu Saruca Paşa’ya, sağ bölümü sorumluluğunu Zağanos Paşa’ya, kıyıdaki kuleyi Halil Paşa’nın denetimine verirken, deniz tarafındaki bölüme de bizzat kendisi ilgilenmiş. Kulelerin yapımını denetleyen paşaların adlarını ise kulelere verilmiş. Bunların dışında on üç küçük burç ve Hisarpeçe’nin üzerinde bir küçük burç dahil olmak üzere toplam on yedi burç yer almaktadır.

Güneye bakan kulenin yakınında, cephane ve erzak mahzenlerine giden yolların ucunda, 2 gizli kapısı da bulunan Hisarın, biri tıkalı iki su mecrası, ikisi kaybolmuş üç çeşmesi vardır. Hisar’ın içerisinde restoresi tamamlanmış bir adette Cami  bulunmaktadır.

Hisarın deniz müzesine dönüştürülmesi için 1917’de bir proje hazırlanmış ise de, Birinci Dünya Savaşının sonunda bundan vazgeçilmiş. 1953’te baştan sona restorasyon geçiren Hisar’ın, Kaleiçi Mahallesi istimlak edilerek tamamı müze haline getirilmiştir. Müzede sergi salonu ve depo olmadığı için savaş topları, gülleler ve Haliç’i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserleri ise bahçesinde görmeniz mümkündür. Tarihle kalmanız ümidiyle…

                                                                        Rumeli Hisarı

                                                                Halil Paşa Kulesi

Caminin olduğu yerde daha önceden rumeli konserleri verilmekteydi şimdi cami restorasyon geçirip büyültüldüğü için artık verilmiyor.