2 (3)

Efes’in ilk yerleşim yerlerinden bir olan Ayasuluk Tepesi, İzmir’in Selçuk ilçesinde yer almaktadır. Arap saldırılarından korunmak için Bizans tarafından M.S.6. yüzyılın sonlarında yapılan kalenin biri batı biri doğuda olmak üzere 2 girişi mevcuttur. Moloz taş ve tuğlalardan yapılan, 15 adet kule ve bunları birbirine bağlayan surlar mevcuttur. Sur duvarlarının iç kısımda, burç ve mazgallara çıkışı sağlayan dar merdivenler bulunmaktadır. Kalenin içerisinde girince sizleri ilk M.S.5.yüzyılda yapılan St.Jean Bazilikası karşılar. St.Jean kim diyecek olursanız da İsa’nın arkadaşı ve 12 havarisinden birisidir. Bazılarının akıllarına şu soru gelebilir, başka yer mi kalmamışta gelmiş bu tepeye bu bazilikayı yada kiliseyi yapmış. Hikaye şöyle; Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce annesini St. Jean’a teslim etmiştir. St. Jean, İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana’nın Kudüs’te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak Kudüs’ten kaçırmış ve şimdiki Selçuk’a getirmiştir. Çağın en büyük kenti durumundaki Efes’i kendine hedef seçmiş olan St.Jean, Meryem’i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiş ve her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği, yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmektedir. Meryem Ana uzun bir süre burada yani Bülbül Dağında yaşamış ve ölmüştür. St. Jean, Meryem Ana’yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere gömmüştür. Hristiyanlığın yayılmasından sonra Meryem Ana’nın bulunduğu yere Hıristiyanlarca “Haç” şeklinde bir kilise inşa edilmiştir.  St.Jean aslında Aziz Yuhanna olarak bilinmekle beraber İncil’i yazdığınada inanılmaktadır. St.Jean 90 yaşlarına kadar burada yaşamış ve vasiyeti üzerine Ayasuluk Tepesinin güney yamacına gömülmüştür. Önce kendi için basit ve gizli bir mezar yapılmış daha sonra bunun üzerine M.S.5.yüzyılda ahşap çatılı bir bazilika inşa edilmiştir. MS.6.yüzyılda büyük ve yıkıcı bir depremle birlikte bazilika kullanılmaz hale gelmiş ve İmparator Justinianus ve karısı Theodora tarafından haç planlı, kubbeli, yeni ve büyük bir kilise inşa edilmiştir. Efes halkının M.S.7.yüzyıldan sonra Ayasuluk Tepesine taşınmasıyla, St.Jean Kilisesi de Efes’teki eski piskoposluk kilisesi’nin yerini almıştır. Efes Artemis tapınağının ününü ve görevini orta çağ boyunca da Haç kilisesi olarak anılan Aziz Yuhanna (St.Jean) Kilisesi üstlenmiştir. St.Jean ile ilgili hikaye bundan ibaret değerli okurlar, arkadaşlar. Kilisenin günümüze ulaşan yapıları arasında, bazı sütunları, duvarları, vaftiz edilen havuz ve en büyük kubbesinin altında bulunan Aziz Yuhanna mezarı görülmeye değer yapılar arasında bulunmaktadır. Kiliseden çıkıp iç kaleye geçtiğinizde sizleri Osmanlı döneminden kalma Camii, Bizans evlerine ait kalıntılar, kale köşkü, kale hamamı, sarnıçlar ve kuleler yer almaktadır. İlk olarak Bizans döneminden kalan güney teras evlerinden bahsetmek istiyorum. Güney teras evleri 3 adet olup 15 odadan oluşmaktadır. Konutlar Bizans döneminden itibaren genellikle kale askerlerin kullandığı evlerdi. Alt katlarında ahırların yer aldığı, üst katlarında yaşam alanları şeklinde planlanmış. Bu evlerin sadece temelleriyle ulaşabilmiş olması ise bizleri ekip olarak üzdü. Umalım ki gerekli çalışmalar yapılıp burası günyüzüne çıksın ve gezebilelim diyip bu evlerin kuzeyinde yer alan Camiden bahsedeyim. Cami’nin Aydınoğulları kaleyi almasından sonra yaptırıldığı tahmin edilmektedir. 2009 yılında Pamukkale Üniversitesi tarafından restore edilen camii,  minare kürsünün silindirik, üst kısmı sekizgen olarak yükselmekte olduğunu gözlemleyebilirsiniz. 2012 yılında kabul edilen onarım projesiyle birlikte Camii, küçük eserlerin sergileneceği bir galeri haline getirilmesi planlanmaktaymış. Gezimizi 2018 yılında yaptığımızı düşünürsek hala Cami’nin galeriye dönüştürülmediğini de belirtmeliyim.

Yine 2009 kazılarında bulunan Kale köşkü, uzun kenarı 11 metre, kısa kenarı 10 metre ölçülerinde olup taş, tuğla ve kireç harcı kullanılarak inşa edilmiştir. Köşkün en ilginç bölümleri mermerden yapılmış doğu ve güney kapılarıdır. Kale köşkünün tam kuzeyinde yer alan Kale Hamamı, yaklaşık 8 metre uzunluğa 3 metre genişliğe sahiptir. Hamam yapılarında görmeye alışık olduğumuz soğuk oda, sıcak oda, giyinme odaları ve külhanla birlikte dört bölümden oluşur. Hamam yapısının altında bulunan cehennemlik kısmı kazıldığında tahribata uğrayacağı düşünülerek kazı yapılmamıştır.

Ayasuluk tepesi, kale içerisinde yer alan yapıların hemen hemen sizlere dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Biz ekip olarak gezmekten, görmekten son derece keyif aldığımız bir yer oldu. Efes antik kenti, müzesi ve Artemis Tapınak üçlüsünü gezerken burayı da gezi programınıza eklemenizi tavsiye ediyorum.

Ayasuluk Kalesine ait yerleşim planı

O döneme ait Efes, Artemis ve Aysuluk kalesinin ilişkisine ait görsel

Takip Kapısı ile Aziz Yuhanna Kilisesi arasındaki dört ayaklı ve üç kemerli anıtsal giriş

Aziz Yuhanna (St.Jean) Kilisesine Ait maket

St.Jean aslında Aziz Yuhanna olarak bilinmekle beraber İncil’i yazdığına da inanılmaktadır

Aziz Yuhanna (St.Jean) 90 yaşlarına kadar burada yaşamış ve vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür

Vaftizhane’nin doğu ve batısındaki apsisli salonlar, vaftiz öncesi ve sonrası yapılan dini seremoniler için planlanmıştır

Anadolu’daki kompleks planlı iki vaftizhaneden biridir. Diğeri Side bulunan Piskoposluk Sarayında’dır. Vaftiz havuzları 5. ve 6. yüzyıllarda Hristiyanlığın hızla yayıldığı dönemlerde vaftiz törenleri sonrası kiliseye girmeye hak kazanan yetişkin kişiler için kullanılmıştır

Atrium (avlu) 34.00 x 47.00 m. boyutlarındadır. Bu alanın yaratılması için çevredeki portiklerin altına yapılar inşa edilmiştir. O dönemde daha güzel görülen Efes Körfezi çevresindeki manzarayı seyretmek amacıyla yapılmıştır.

Avlu kapısında yer alan kabartma

Şapel ve Hazine Dairesi beraber planlanmış ve 11.yy.’da inşa edilmiştir. Fresklerde sağda Aziz Yuhanna, ortada Hz. İsa ve solda ise Aziz Tymotheus veya başrahip resmedilmiştir.

Bazı sütunlarda sıklıkla Haç işaretini görürsünüz. Buda Kilisenin haç şeklinde inşa edildiğini bizlere anlatmaktadır

Ayasuluk Kalesi; Bizans döneminde inşa edilmiştir. Kale duvarları ve kuleler, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluk Dönemi’nin izlerini taşımaktadır.

Kiliseden iç kaleye geçerken bu kapı kullanılır.

İç kaledeki sur duvarları, 15 kuleyle güçlendirilmiştir.

Evliya Çelebi 1671 yılındaki Ayasuluk İç Kalesi’ni kısaca şöyle anlatır: “Kalesi büyük bir ovada sivri mavi kaya üzerindedir. Etrafı üç yüz adımdır. Hendeği yoktur. Kırk sağlam kulesi, iki demir kapısı, kale içinde 20 ev, bir mescit vardı. Sokakları kaya kaldırımdır.”