IMG 9614

Tarihi yarımada üzerinde İstanbul’un Fatih ilçesinde , Sultanahmet bölgesinde ve Ayasofya’nın güneybatısında yer alıyor. Haftanın 7 günü ziyarete açıktır (9:00-17:30) fakat açılış kapanış saatleri özel günlerden dolayı değişkenlik gösterebilir.

Kültür Bakanlığı bünyesinde hizmet vermediği için müzekart geçerli değildir, müzekart kullananların bunu göz ardı etmeden ziyarete gitmelerini öneririz diyerek hemen incelememize geçiyoruz.

Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından 6. yüzyılda yaptırılmıştır. Bizans döneminde saray ve çevresinin su ihtiyacını karşılayan yapı, İstanbul’un fethinin ardından bir süre daha kullanılmış; Topkapı Sarayı’nın bahçelerine de sarnıçtan su verilmiştir. Ardından akan su durandan makbuldür denilip kanallarla İstanbul’a su taşınmaya başlanmış ve sarnıçlar unutulmuştur. 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmak üzere İstanbul’a gelen Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından Yerebatan yeniden keşfedilmiştir.

Kapısında uzunca sıra bekledikten sonra 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın nemli havası, içeride çalan ney ve kızıl ışıklandırmanın büyüsü hemen sizi içine alıverir. Sarnıç, uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan dikdörtgen biçiminde dev bir yapıdır. Toplam 9.800 m2 alanı kaplayan bu sarnıç, yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir. İçerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her biri 28 sütun içeren 12 sıra meydana getirirler. Bunlardan 98 adedi Corint üslûbu yansıtırken bir bölümü de Dor üslûbunu yansıtmaktadır. Sarnıç içinde farklı dönemlere ait Roma sütunları görmek mümkündür. O dönemin inşa ve mimari anlayışında israfa yer yok. Bu nedenle kullanım süresi dolan, yıkımı planlanan yapıların ayakta olan sütunları sarnıcımızda olduğu gibi yeni inşa alanlarında kullanılmıştır. Bu farklı sütunlardan birisi de günümüzde gözyaşı sütunu olarak bilinen spiral desenlerin olduğu yeşilimtrak sütundur.  Çatısındaki taşların arasına ise kömür tozu yerleştirilmiş. Bu sayede yağmur suyunun arıtılmış olarak sarnıca düşmesi ve halkın gönül rahatlığıyla içmesi sağlanmıştır. Sarnıcın en son sütunlarının altında bir adet yan bir adet ters medusa başı bulunmaktadır. Medusa’nın baktığı kişileri taşa çeviren gücü sayesinde bulunduğu bu noktadan sarnıç ile beraber bütün İstanbul’u koruyacağına inanılmaktadır. (Bu konuda iki görüş daha mevcuttur. Birincisi Medusa gibi anlatılar paganistik kültüre ait olduğundan en derine gömülmeli halktan uzaklaştırılmalıdır; bu nedenle suların altında kalacak şekilde yerleştirilmiştir. İkincisi ise sutunları biten Roma ustaları bu muhteşem heykel taşları inşalarını tamamalayabilmek için kullanmıştır.)

Yapımından sonra defalarca tadilat gören sarnıç; 3. Ahmet ve 2. Abdülhamit dönemlerinde en kapsamlı onarımlarından geçmiştir. 1987 yılında turizme açılmasıyla birlikte milyonlarca ziyaretçi pek çok devlet adamı ağırlamıştır. Günümüzde Dan Brown’ın Cehennem kitabı ziyaretçi sayısını daha da artırmıştır.