At

Çanakkale sınırları içerisinde Kaz dağları eteklerinde yer alan, Homeros’un İlyada destanında da anlatılan Truva savaşının gerçekleştiği  kenttir, Troya. Kuruluşu Hititlere kadar uzanan Truva’da 9 farklı katmanın olduğu ve buda 9 farklı medeniyetin burada varlığını sürdürdüğünden  söz etmektedirler.

Adıyla ünlenen Truva savaşı ise 6. Döneme denk gelmektedir. Savaş ile ilgili birazdan bahsedeceğim ama kentin adıyla ilgili bir şeyleri açıklamakta fayda var diye düşünüyorum.  Yunancada Troia , Fransızca da Troie kelimesinin okunuşundan kentin ismi, dilimize Truva yada Troya olarak çevrilmiştir.

Aslen tüccar ve amatör arkeolog olan Heindrich Schliemann tarafından Osmanlı Devletinden kazı izni alarak 1870 yılında ilk geniş kapsamlı kazılar yapılarak ortaya çıkmıştır. Gelelim Truva savaşının asıl çıkış nedenine. Truva savaşı Kaz dağlarındaki güzellik yarışması sonucu dünyanın en güzel kadının aşkını kazanan Priamos’un oğlu Paris, evli kadın Hellen’i kaçırmasıyla başlayan ve Troya’nın yıkılmasına yol açan İlyada’ya da konu olmuş bir savaştır. Antik kentte ilk girişte sizleri karşılayan Truva atı, savaş bitmesi amacıyla şehre gizlice girmek için yapılmış ve surlar içerisine sokulmak üzere karşı tarafa hediye edilmiştir. Odysessus’un fikri olan ve içi boş tahta at Troyalılara hediye gibi sunulmuştur. Atın içine gizlenen askerlerden habersiz Troyalılar anıtı şehre taşıyarak, kutlamalara başlarlar. Akşam askerler dışarı çıkarak şehrin yağmalanmasına başlarlar. Truva atı tabiri o kadar yaygınlaşır ki deyim olarak da kullanılmaya başlanır.

Troya’nın geçmişi ve Truva atının hikayesinden kısaca bahsettikten sonra günümüzde antik kentle ilgili ne gibi şeyler var bunlardan bahseyim sizlere biraz. Efes ve Milet Antik kentleri gibi denize yakın olan Truva antik kenti Çanakkale boğazının güneyinde bir liman kenti olarak kurulmuştur. Zamanla Karmanderes  nehrinin kent kıyılarına taşırdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşarak önemini yitirmiştir.

Bu tarihi kente girişte sizleri meşhur Truva Atı karşılıyor. Sizleri büyülemekten geri kalmayan tarihi ahşap atla (nam-ı değer Truva atı) başlıyorsunuz  fotoğraf çekmeye, çektirmeye. Yalnız birkaç yıl öncesine kadar atın içine girip gezebiliyordunuz ama şimdi güvenlik sebebiyle kapatılmış durumda. Antik kenti en iyi şekilde gezebilmesi için gezi güzergahı dikkatli bir şekilde hazırlanmış. Belirgin yollar, platformlar ve bilgi panolarından oluşan bir altyapıya sahip olan Truva antik kentinin hemen Truva atının yan tarafında bulunan eskiden arkeologların misafirhane olarak kullandığı bina müze haline getirilmiştir. Müzede Truva atı modelleri ve fotoğrafları mevcuttur. Antik kenti gezmeye başladığınızda ise sizleri ilk Pithos bahçesi karşılar. Kapıların yüksekliği 2 metreye kadar ulaşmaktadır. Bahçede duran 20 ton ağırlığında granit taş ise; Troia’nın Ebedi taşıdır. Kentin sembolü olarak kullanılmıştır.

Truva antik kentinin en önemli eserlerinden biride Athena Tapınağıdır. Büyük İskender’in generallerinden Lysimachus’un M.Ö. 300 yıllarında inşa ettirdiği tapınak daha sonra Roma imparatoru Augustus döneminde yenilenmiştir. Pers egemenliği sırasında imparator 1.Serhas çıktığı Yunanistan seferinde Çanakkale boğazından geçmeden önce kentte gelerek bu tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde İskenderin de Perslere karşı mücadelesi sırasında kenti ziyaret ettiği ve zırhını Athena Tapınağına bağışladığı tarihsel kaynaklarda yer almaktadır. Kentin en iyi korunmuş eserlerindendir.

Yolun hemen sağ tarafında Roma dönemine ait hamam kalıntıları bulunmaktadır. Hamam kalıntılarındaki su gideri yerlerini ve toprak altından çıkan sıcak suyu gözlemleyebilmektesiniz. Hemen karşısında Odeion bulunmaktadır. Meclis toplantılarının ve müzik gösterilerinin yapıldığı Odeion ise Truvada görülebilecek ender yapılardan bir tanesidir. Truva sarayından bugüne pek fazla kalıntı kalmamıştır. Burada yapılan çalışmalarda büyük yiyecek depoları bulunmuş, sarayın en azından bir süre için depo olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır.

Bu kadar derin bir geçmişe sahip ve destanlara konu olmuş bir antik kent benim için tam bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Kitaplarda okuduğumuz, filmlerini izlediğimiz yer ile ilgili kafamda tasarladığım gibi çıkmadığı için olabilir bu hayal kırıklığı. Buranın sadece Truva atından ibaret olmadığını, 9 medeniyete ev sahipliği yapmış bir yer için kazı çalışmaları sonucu çıkarılan kalıntılar elbette değerli ama bence bu antik kent için yeterli değil, bu yer daha fazlasını hak ediyor açıkçası. Umarım daha iyi bir sponsor bulunup tarihe ışık tutacak yer ile ilgili daha kapsamlı bir çalışmanın yapılması ümidiyle sizleri Troia antik kentinin fotoğraflarıyla baş başa bırakıyorum.

Truva Atı

Kentle Simgeleşen Truva Atı

Anıt Taşı

Topraktan Yapılmış Kale Duvarı

9 Katmanın Günümüzdeki Hali

Kentin yönetim merkezine giden rampa yol

Odeion

Hamam