Patara

Patara antik kenti,  Kaş’a 42 kilometre uzaklıkta bulunan Likya birliğine üye olan en eski yerleşimlerden biridir. Kent 10 kilometre karelik bir alanı kapsamaktır. Xanthos vadisinde denize açılabilecek tek yer olması sebebiyle tarih boyunca önemli bir kent olmayı her çağda devam ettirmiştir. Patara da yapılan kazılar sonucunda yazıt ve sikkelerinde Likya dilinde bu kentin adı Pttara olarak geçmektedir.

Patara, M.Ö. 2. yüzyılın başında Likya’nın Seleukos Krallığı tarafından kontrol edilmeye başlamasıyla Likya’nın başkenti gibi kabul görmeye başlanır. Bu durum Patara’nın Roma’ya karşı özerkliğini ve Rhodos’a karşı da bağımsızlığını kazanmasıyla resmileşir ve Patara Likya Birliği’nin başkenti  olur. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen kent, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez olmuştur.  Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini koruyan Patara, antik dönemde 3 oy hakkına sahip 6 kentten biriydi. Bizans döneminde de gelişimine devam eden kent, Ortodoks dünyasının önemsediği Likya’nın ilk piskoposu Aziz Methodius’un burada ölmesi, Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın da Pataralı olmasından dolayı Hıristiyanlarca önemli bir yer sayılmış.

Patara’nın bu kadar önemli bir liman kenti olmasının sebebi ise ; Akdeniz’de bulunan ve Granarium adı verilen 3 hububat deposundan biri Patara da bulunmasıydı. Değerli kaynakların bu liman olması ticaret gemilerinin de en uğrak yeri olmasına neden olmuştur. Zamanla ticaret gemileri altları kuma değdiği için yanaşmakta güçlük çekmeye başlamış. Antik kent, Eşen Çayı’nın ve rüzgarın getirdiği kumlar tarafından örtülmüş ve zamanla önemini kaybetmeye başlamış.

Patara Antik Kenti’ne giriş yaptığınızda dönemin nekropolü olan Tepecik Mezarlığı çıkıyor. Mezarlığı geçince Patara’nın tek bazilikası olan bir yapı karşınıza çıkıyor. 61×32 metre boyutlarıyla Likya’nın en erken ve en büyük bazilikalarından biri. Kentin ayakta kalan en önemli yapılarından biri Mettius Modestus ve ailesini onurlandıran Modestus Zafer Takı. 19×10 metre boyutlarındaki bu zafer takı Roma İmparatoru Traian döneminde inşa edilmiş. Bu tür zafer taklarını Roma geleneğinde bolca görüyoruz.

Hani bahsetmiştik ya Patara, Likya birliğinde üç oya sahip altı kentten en önemlisiydi. Bu nedenle devlet büyükleri burada toplanır, bu meclis binasında toplantılarını gerçekleştirirdi. 21 oturma sırasına sahip olan meclis binası, 1400 kişinin oturabileceği kapasitedeydi.

Roma döneminde gladyatör ve vahşi hayvan dövüşlerinin yapıldığı tiyatro, Meclis binasının güneyinde yer alıyor.Tiyatro yaklaşık 6000 kişi kapasiteye sahip.

Patara Plajı’na gitmeden meclis binasının yanındaki agoranın 650 metre batısında tarihin en eski deniz fenerini görebilirsiniz. MS 60’lı yıllarda inşa edilen Neron Deniz Feneri, yapılan kazılar sonucu kumların altından 2005 yılında çıkarılmış.

Gerçekten gezip görülmesi gereken muhteşem bir yerleşke olmasıyla beraber, dünyaca ün yapmış , Caretta Caretta’ların  yumurtlama merkezlerinden biri olan ve plaja adım attığınızda Rio’ya mı geldim ? 🙂 diyebileceğiniz km boyu uzanan sapsarı kumu ile Patara plajı’na bayılacaksınız.
Gittiğinizde ayrılmak istemeyeceğiniz yerlerden biri ” Patara “.

Patara Meclis Binası

Patara Meclis Binası

Patara Meclis Binası

Patara Meclis Binası

Patara Tiyatro

Patara Tiyatro

Patara Tiyatro

Patara Tiyatro

Patara Plajı

Selçuklu döneminden kalma hamam yapısı