Yenişehir Kapısı

Bursa’ya 85 kilometre uzaklıkta bulunan İznik, kendi adıyla anılan gölün doğu kıyısındadır. M.Ö 4. Yüzyılda İskender’in komutanlarından Antigones’in bölgede hakimiyet kurup bölgeyi ele geçirmesiyle, kendi isminden de yola çıkarak “ Antigonia” adını kente vermiştir. Büyük İskender’in valilerinden biri olan Lysimakhos, Antigones ile girdiği savaş sonunda zaferle ayrılmış ve kente hakim olmuştur. Kenti himayesine alan Lysimakhos, eşinin isminden (Nike) esinlenerek kentin adını “Nikaia” olarak değiştirmiştir. Helenistik kültürün etkisi azalınca Bithinya krallığının hakimiyetine girmiştir. Bithinya kralı Nicomedes’in vasiyeti üzerine Roma idaresine geçen şehir, 123 yılında şiddetli depreme maruz kalmış ve harabeye dönmüştür. Roma imparatoru Hadrianus tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bundan dolayı da Hadrianus şehrin iki kurucusundan biri olarak bilinmektedir.

Bu kadar ön bilgilendirmeden sonra gelelim şehrin tarihi dokularını sizlere anlatmaya. Nicaea nam-ı diğer İznik’e ilk girdiğinizde sizleri surlar karşılamaktadır. Bu surlar adayı 5 kilometre uzunluğunda çevrelemektedir ve yükseklikleri 13 metreye kadar çıkmaktadır. Anadolu’nun görmüş olduğu en iyi savunma surlarından olan savaş ve doğal afetlerden dolayı sık sık tadilat gören surlara 114 burç eşlik etmektedir. Surlarla çevrili olan şehrin 4 kapısı mevcuttur. Birincisi İstanbul yolu istikametinde olan ve adını bu yoldan alan İstanbul kapısıdır. Yapı itibariyle ihtişamlı bir kapı olan İstanbul kapısı, her iki tarafında bulunan insan yüzlerine ait heykeller kapıyı daha çok görsel hale getiriyor. Bu insan yüzlerine ait heykeller savaş zamanında Tiyatro sahnesinden getirilerek surların yükseltilmesi için konulduğu söylenmektedir. Bu yüzdendir ki bu kapı savaşlarda önemli bir stratejik konuma sahipti. İkinci kapı ise şehrin güney yakasında bulunan Yenişehir kapısıdır. İstanbul kapısıyla birlikte savaşlarda en büyük darbeyi alan kapılardan biridir. Roma döneminde yapılmıştır. Surların ayakta kalan kapılardan biri de  Bilecik’in Osmaneli ilçesine açılan Osmaneli kapısıdır. Eski kaynaklara göre Osmaneli’nin kelime anlamı Lefke olduğu söylenmektedir. İstanbul kapısıyla benzer özellik göstermektedir ve İstanbul kapısıyla aynı zamanda yapıldığı düşünülmektedir. Dördüncü ve son kapısı Göl kapısıdır. Günümüzde tamamen yıkık durumda bulunan bu kapı, Osmanlı egemenliğine girmeden önce göl bağlantısı olduğu için şehrin önemli ve stratejik kapısı olduğu düşünülmektedir. Savaş zamanında bu kapıdan birçok kez yardım alındığı söylenmektedir. Belki de şehrin, Bursa’dan daha çok direnmesinin sebebi bu kapının göl ile olan bağlantısı olduğu dillendirilmektedir.

İznik şehri inşa edilirken çoğu doğal yapı taşlarını Delikli Taş ocağından karşılamaktaydı. Özellikle Roma döneminde hemen hemen tüm yapı taşlarını bu ocakta işlenip kullanıldığı bilinmektedir. Delikli Taş ocağını o kadar benimsemişler ki kendilerini koruyacağı düşüncesiyle Herakles’i kaya üzerine işlemişlerdir. Bu kabartma günümüze kadar ulaşmış olsa da her geçen gün yok olma tehdidi altındadır.

Tiyatro, 85 metre uzunluğa 55 metre genişliğe sahiptir ve 15 bin kişiliktir. Tiyatro bulunmadan önce ilginç bir hikayesi var, oda şudur; yapılan ilk kazı çalışmalarında çıkan yapıların bir su deposu olduğu daha sonra hapishane olarak kullanıldığı düşülmüş kazılar devam ettikçe saray olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, ilerleyen kazı çalışmalarıyla birlikte tiyatronun olduğu anlaşılmıştır. Birçok savaş gören İznik, surların yükseltilmesi için tiyatrodaki sahne taşları kullanılmış. İstanbul kapıdaki insan suretlerine ait heykeller ise buradaki sahne binasından geldiği ve savunma amaçlı kullanıldığı söylenmektedir. Günümüzde tiyatronun bulunduğu yerde birçok taş yapı var ama maalesef ziyarete açık değil.

Şehir merkezinde ayakta duran ender yapılar arasında biride 850 yıl Kilise, 650 yıl Camii olarak kullanılmış Ayasofya Cami’sidir.  Hristiyan alemi için çok önemli bir yere sahiptir. Sebebi ise 7.Konsilin burada yapılmış olmasıdır. Konsili bilmeyenler için açıklamak gerekirse; tüm Hristiyan aleminin bir araya geldiği ve önemli dini konuların konuşulup tartışıldığı bir toplantıdır. Bazilika şeklinde inşa edilen yapı Bizans dönemine ait fresko mozaik parçaları bulunmaktadır. Yapının içinde İsa, Meryem ve Yahya ait resimler, konsil ve konsilin önünde kutsal emanet sandığının konduğu yer ve birde lahit bulunmaktadır. Lahitin bulunduğu oda da 4 melek olan İsrafil, Mikail, Cebrail ve Azrail’in duvarda kanatları açık bir şekilde çizilmiş resimleri bulunmaktadır. Günümüzde bu meleklerden sadece birine ait duvarda resmi kalmıştır. Bu saydığımız dört meleğe ait Azrail; İmparatorların ölümlerine, Mikail; düşman saldırılarını, Cebrail ve Mikail ise olacak olayları haber ediyormuş. Bir inanışa göre de bu melekler tabutun koruyuculuğunu üstlenerek, tabuta dokunulmasına izin vermiyorlarmış. 1331 yılında savaşmadan bu güzelim şehri Orhangazi almış ve Ayasofya’yı  Cami’ye dönüştürmüştür. 1566 yılında da Kanuni Sultan Süleyman emriyle restore edilerek, bir mihraba ve bir de minareye sahip olmuştur. Mihrap ve minarenin yapımı ise büyük üstat Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.

Kentin kuzeyinde, bağlar arasında yükselen Beştaş, Nişantaşı ve Dikilitaş adlarıyla bilinen mezar anıtı, eski Roma yoluyla kesişmektedir. 12 metre yükseklikte olan anıt, birbiri üzerine oturtulmuş 5 beyaz mermer parçasından oluşmaktadır.  Üzerindeki kitabe, Yunanca yazılı olup, anıtın toprağa gömülü alt bölümünde de mezar anıtı bulunmaktadır.

Şehirde varlığını bildiğimiz ama gerçekte gezemeyeceğiniz veya hala tadilat dolayısıyla kapalı yerlerde mevcuttur. Bunların ilk başında Ayasofya Müzesi, Senato Sarayı, Bazilika, Ayios Trifanos Kilisesi, Koimesis (Meryem’in Göğe uçuşu) Kilisesi’dir.

Kendine özgü iklimiyle, yaz-kış demeden bereket saçan toprağıyla, doğal güzelliğiyle, tarihi ve kültürel zenginliğiyle, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği bir kent olmasıyla adını verdiği gölüyle, dünyaca meşhur çinileriyle, yoldaki kaya mezarlarıyla ve batık bazilikasıyla tam anlamıyla gezilip görülecek ender yerlerden birisi. Ancak şehirde dolaşırken arabayla gezmek zor olduğundan bir bisiklet veya motosiklet bulmanız ya da getirmeniz gerecek. Şunu da unutmadan söylemeliyim burayı gezerken hayal gücünüzü baya bir zorlamanız gerecek.

Ayasofya Camii

 

İsa,Meryem ve Yahya Ait Mozaikler

Konsil

Konsil

4 Meleğe Ait Resimler

Lahit

Lefke Kapısının Arkadan Görünüşü

Lefke Kapı

Lefke Kapı

Lefke Kapıdaki Geçişler

İstanbul Kapısı

Lefke Kapısı

Yenişehir Kapısı

Tiyatro

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi

Dikili Taş

Dikili Taş

Dikili Taş

Dikili Taştaki Yazıt

Delikli Taş Ocağı

Herakles