4 Celsus (3)

Antik dünyanın en önemli uygarlık, kültür, bilim ve sanat’ın merkezi olmasının yanında, Türkiye’nin en çok ziyeret edilen ören yerlerinden biri konumunda olan Efes antik kenti, İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarında yer almaktadır. M.Ö.6000 yıllara dayanan geçmişiyle Helenistik dönemden tutunda Roma, Doğu Roma yani Bizans, Osmanlı ve Beylikler dönemlerine kadar aktif olarak kullanılmıştır. Üstün şehir planıyla birçok kente ilham olan Efes, dönemin en büyük limanına sahip olmasından ötürü ticaret’in beşiği konumundaydı. Tarihçi Aelius Aristides de, Efes’i tarif ederken “ Asya’da yer alan en büyük ticaret merkezi” olarak anlatır. Birçok alanda antik dünyaya bu kadar yön veren kentin Hristiyanlığın ortaya çıkışı, bu inancın önemini giderek artırması ve Meryem Ana Kilisesinin burada oluşu önemli bir inanç ve hac merkezine de çevirmiştir.

İlk kuruluş döneminde Efes aslında ilk olarak amazon adıyla anılan kadın savaşçılar tarafından kurulduğu ve hatta isminin Arzawa (Ana Tanrıça Kenti) Krallığı’nın bir şehri olan Apasas’tan geldiği dillendirilmektedir. Muhtemelen Karyalılar ve Lelegler kentin ilk sakinleri arasındaydı. Yapılan kazı çalışmalarında bölgede M.Ö.2.yüzyılın sonlarına kadar yerli insanların yaşadığı bilinmektedir. İon kentlerinin liderliğini de Efes yapmaktaydı.  Nedeni ise Lidya Kralları döneminde Akdeniz dünyasının en varlıklı kenti olmasıydı. Efes’in büyüme süreci ise Atina prensi Androklos ile başlamış, Bergama kralı Attolos’un da bölgeyi Romalılara miras bırakmasıyla da zirveye ulaşmıştır.

Türkiye’nin belkide antik dünyanın hala en önemli ören yerlerinden biri olan Efes’in günümüze kadar ulaşmış en önemli yapılarından biri Tiyatro’sudur. Tiyatro ile ilgili bilgi vermeden önce Tiyatro Gymnasium’u hakkında birkaç bir şey söylemek istiyorum.  M.S.125.yılında Tiyatro’nun kuzey batısına inşa edilmiştir. 12 bin metrekare büyüklüğünde hamam, dinlenme ve gezinti alanları mevcut olan yapıda çoğunlukla kültürel ve spor eğitimleri yapılmaktaymış.  Günümüzde harebe şeklinde olan yapının sadece yerde duran taşlardan ibaret olduğunu ve gezilemediğini belirtmekte fayda var. Gelelim antik dönemin en büyük açık hava tiyatrosu olma özelliğini taşıyan ve aynı zamanda St.Paul’ün vaazlarının gerçekleştiği yer olarak bilinen tiyatroya. 24 bin izleyici kapasitesine sahiptir. İmparator Cladius döneminde inşasına başlanan tiyatro M.S.117’de tamamlanmıştır.  Tiyatro’da sadece kültürel aktiviteler yer almazdı. Aynı zamanda gladyatör savaşlarının olduğu ve halk meclisinin biraraya geldiği bir yerdi. Tiyatro’nun özünü oluşturan gerçek bir hikaye anlatayım size; Bağ bozumu şenliklerinde şarap tanrısı Dionysos’u onurlandırmak için çeşitli gösteriler düzenlenmeye başlandı. Bu oyunların özünde, Dionysos’un haz ve acı arasında iki uçta gidip gelen hayat felsefesi bulunurdu. İnsanlar ve tanrılar arasında bitmek bilmeyen mücadeleler betimlenirdi. Roller yüz mimikleri yerine farklı ifadeler taşıyan maskeler takılarak gerçekleştirildi. Zaman içinde bu gösteriler şekillenerek günümüz çağdaş tiyatrosunu oluşturdu. Tiyatronun simgesi gülen ve ağlayan maskelerin hiyakesi işte buradan geliyor.  M.S.3.yüzyılın sonunda büyük bir deprem meydana gelmiş ve tiyatronun büyük bir bölümü yıkılmıştır ancak yapının kullanımı sürmüştür. Yapının bütünlüğünü kaybetmesi ise Bizans döneminde olmuştur. Tiyatro ait taşlar şehir surlarının yapımında kullanılmış ve önemini yitirmiştir.

Tiyatro’nun hemen önünde yer alan Helenistik çeşme, M.Ö.2. yüzyılda yapımına başlanmış ve M.S.4.yüzyılda eklenen sütunlarla genişletilerek yapımı tamamlanmıştır. Roma döneminde havuzun derinliği 2 metre kadar arttırılmıştır. Sütunlardan birinin üzerindeki yazıtın da belirttiği gibi burada toplanan su, Marnas Nehrinden getirilmekte ve mermerden yapılmış aslan başından akan su ile havuz doldurulmaktayış. Suyun toplandığı havuz ise günümüze kadar ulaşmıştır.

Çeşme önündeki mermer yolla devam ettiğinizde sizleri Efes antik kentinin en göz alıcı yapıtlardan birisi olan Romalı senatör Celsus ölümünden sonra onun anısına yaptırılan Celsus Kütüphanesi karşınıza çıkar. Yapının batı duvarının altında Celsus’un lahdi (mezarı) vardır aslında işin gerçeği kütüphanenin bu mezar odası üzerine yapıldığıdır. Dokuz basamaklı bir merdivenle ön hole çıkılan ve buradan da asıl kütüphane odasına ulaşılmaktadır. Mısır’daki İskenderiye, Bergama’daki Pergamon kütüphanesinden sonra antik dünyanın en büyük üçüncü kütphanesine sahip olan Efes’te 14 bin kitabın olduğu söylenmektedir. Kütüphanenin dış duvarları üzerinde bulunan 4 kadın heykeli ise, Hikmet (Sophia), Bilgi (Episteme), Akıl (Ennoia) ve Erdemi (Arete) simgelemektedir. Kütüphane dışarıdan 2 katlı gözükse de aslında yapı tek katlı ve yüksek tavanlı bir mimariye sahiptir. Ünlü şairlerin, hekimlerin, rüya tabircilerin yetişmesinde önemli bir rol üstlenen kütüphanede en iyi fotoğrafların öğleden sonra çekileceğini belirtmekte fayda var.

Kuretler caddesi, Herakles kapısından başlar ve Celsus kütüphanesinde son bulur. Kuretler caddesinin denilmesini sebebi ise bir rivayete dayanmaktadır oda şudur; Efes’teki bir rahip sınıfına mitolojide yarı tanrı olarak bilinen Kuretler adı verilmiş. Kentin en işlek caddesi olması ve caddenin başında bulunan sütunlarda bu yarı tanrıların isimlerinin yazılı olmasından dolayı “Kuretler Caddesi” denilmiştir. Bu cadde de zengin biçimde süslenmiş konut yapıları, çeşmeler, hamamlar, salonlar, dükkanlar ve onursal anıtların olması bu caddeyi daha özel yapmaktadır.

Efes antik kentini ana kapısıdan girip gezmeye başladığınızda sırasıyla Tiyatro, Celsus Kütüphanesi, Kuretler caddesi ve hemen kütüphanenin batı bitiminde yer alan ve Efesli zenginlerin oluşturduğu diyebileceğimiz yamaç evler yer almaktadır. Bu evler üst sınıfın yaşam tarzını yansıtan, müstakil tarzda ve ikişerli gruplar halinde planlanmıştır. Yerleşim olarak geniş bir alana, yaklaşık 4000 metre karelik bir alana yapılan evlerin yerden ısıtmalı bir düzende yapılmış olması bizleri fazlasıyla şaşırtmaya yetti diyebiliriz. Yamaç evlerin her birine ait avlusunun olması ve taban mozaiklerinin korunak günümüze kadar gelebilmesi gerçekten mucize.  Yalnız size kötü bir haberim var!  Bu güzelim mozaikleri görmek ve yamaç evlerin içinde gezmek isterseniz, cebinizden 20TL çıkacağını bilerek gitmenizi isterim. Çünkü yamaç evlerde müzekart geçmiyor. Yamaç evlerin hemen önünde, günümüze sadece temelleriyle ulaşan 9 metre uzunluğunda ve kare biçiminde bir kaide bulunmaktadır. Bu kaide ve içerisinde yer alan lahitin Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın kız kardeşi olan IV.Arsinoe’ye ait olduğu düşünülmektedir. Çünkü Mısır Krallığının varisi olan Arsione, Kleopatra ile Roma İmparatoru Sezar’ın birleşmesine karşı çıkmaktaydı. Kleopatra da Arsinoe’yi Efes’e sürgüne yollamış ve tehdit oluşturduğu içinde burada öldürtmüştür.

Alytarchus, Roma’nın Asya Eyaletinin en önemli dini lideri ve tiyatrolarda düzenlenen oyunların başında yer alan hakeme verilen isimdir. Efes’te, Yamaç Evlerin önünde yer alan 5 metre genişliğindeki mermer mozaik; çok renkli geometrik, bitkisel ve figüratif desenlerle bezenmiştir. Üzerinde yazılan yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla M.S. 4. yüzyılda yapılmış olduğu tahmin edilmektedir.

M.S.128 yılında Efes’i ziyaret eden Roma’nın gezgin imparatoru Hadrian onuruna yaptırılan Hadrian Tapınağı, 4 sütunun taşıdığı kavisli bir yapıya sahiptir. Kemerde şans tanrıçası Tike ve arkasında Medusa kabartmaları yer almaktadır. Kemerin iç duvarında duran kabartmalar Efes’in kuruluş öyküsüne ait sahneleri anlatmaktadır. Kentin kurucusu Androklos’un yaban domuzunu öldürüşü, Herakles’in Theseus’la savaşı, Amazonlar ve tanrıları toplantısı ve Dionysos ve neşeli dostlarına ait kabartmaları Efes müzesini ziyaret ederek görebilirsiniz. Tapınağın önünde bulunan dört köşeli sütunlar ile bu sütunlara dayanan dört kaide ise dört Roma İmparatorunu simgelemektedir. Bunlar bronz heykeller olup, Galerius, Maksimianus, Diocletianus ve Constantinus’a ait heykellerdir.

Traianus(Trajan) Çeşmesi, Roma İmparatoru Traianus ile Efesli Artemis adına, M.S. 102-114 yılları arasında inşa edilmiştir. Orjinali 2 katlı ve 9,5 metre yüksekliğinde olan çeşme, restore edilerek tek katlı şekilde yeniden ayağa kaldırılmıştır. Suyun döküldüğü yerin üzerinde ortada ayaklarının altında yer küresi ve Traianus’un heykelinin kaidesi görülmektedir. Çeşme üzerinde yer alan heykellerin bir kısmı Efes müzesinde bir kısmı ise Britsh museum da sergilenmektedir.

Kuretler caddesi üzerinde yer alan bir başka yapıysa Skolastika hamamlarıdır. Bu hamam kompleksine Varius Hamamı dendiğini bilsek de gerçek hikaye şudur; Efes’te yaşayan zengin bir Romalı kadın olan Skolastika tarafından yaptırıldığı ve bu yüzdende hamam kompleksinin çoğunlukla Skolastika hamamı adıyla bilindiğidir. Tüm antik hamamlarda görmeye alıştığımız Calderium (sıcak su odası), Tepidarium (ılık su odası), frigidarium (soğuk su odası) ve apodyterium (soyunma odası) şekilde 4 ana bölümden oluşmaktaydır. Latrina (Tuvalet) ve Aşk evleriyle birlikte M.S.2.yüzyılda inşa edilmiştir ve bundan dolayıda birbirlerine ait gizli geçitlerin olduğundan söz edilmektedir. Hamam merkezi ısıtma sistemiyle ısıtılmaktadır ve bin kişilik kapasiteye sahiptir. Sınıf gözetmeksizin ücretsiz olarak kullanılan hamamlar, 3 kattan oluşmaktadır. Antik dönemde hamamlar sadece temizlenmek için değil aynı zamanda sosyalleşmek ve eğlenmek içinde kullanılan mekanlar olduğu için insanların sosyalleşip güzel dostlukların kurulabileceği mekanlar olarak da bilinmektedir. Hamam kompleksine ait günümüze ulaşan kalıntıları arasında sadece giriş katı gezilebilmektedir.

Kuretler caddesiyle, mermerli caddenin kesişiminde yer alan Aşk evinde 3 adet genel ev bulunmaktadır. Her ne kadar liman kenti Efes’e gelen gemicilerin bu mekana uğradıkları bilinse de bir zamanlar nüfusu 200 bin olan Efesli erkeklerinde sıklıkla ziyaret ettikleri bir yerdi, Aşk evleri. Aşk evlerine hem Celsus kütüphanesinden hemde Skolastika hamamından gizlice bir geçitle bağlantısı olduğu söylenmektedir. Efesli evli erkeklerin bu gizli geçitleri kullanarak aşk evlerine giriş yaptığı söylenmektedir. Bu geçitleri belki günümüzde gizli tutuluyor olabilir ama umuyoruz ki yapılan kazı çalışmalarıyla bu geçitler günyüzüne biran önce çıkarılır ve herkesin gezi planına dahil olur.

Herkales kapısı, M.Ö.4.yüzyılda yapılmıştır ve sadece şehrin soylularının kullanabildiği bir kapıdır. Kapının ön cephesinde Yunan mitolojisinde “Herakles” olarak bildiğimiz, Roma Mitolojisinde “Herkül” diye bildiğimiz aslında bu iki mitoloji kahramının da “kuvvet tanrısı’nı” sembolize ettiği kabartmalar mevcuttur. Bu kabartmadan ötürü de kapıya Herakles adı verilmiştir.

Bu kapıdan geçtiğinizde sizleri Domitianus Tapınağı ve Memmius Anıtı karşınıza çıkar. Memmius Anıtı; Romalı devlet adamı Sulla Felix’in torunlarından biri olan Memmius adına dikilen bir onur anıtıdır. Kule biçimli yapının sütunları arasında onurlandırılan kişinin faziletleri tasvir edilmiştir. M.S.30 yılında inşaa edilen anıta, daha sonra kuzeybatısına bir çeşme eklenmiştir. Domitianus Tapınağı,  M.S. 81-96 yılları arasında inşa edilmiştir. İmparator Damitianus’a adanmış olan tapınak, ölümünden sonra imparatorun lanetlenmesiyle, Flavius ailesine adanmıştır. Tapınaktaki kült heykeli Hristiyanlığın kabul edilmesi ve hanedanlığın gücünün kalkmasından sonra tahrip edilmiştir. Baş ve kol bölümleri dışında günümüze ulaşan bir parçası bulunmamaktadır.

M.S.1.yüzyılda İmparator Augustus ve Claudius zamanında inşaa edilen Efes Devlet Agorası, 3 tarafı sütunlu galerilerle çevrilidir. Agorada devlet memurları için ofisler yer almasının yanı sıra dini ve siyasi toplantıların yapıldığı agoranın ortasında Mısır Tanrısı İsis’e adanmış bir tapınak yer almaktadır.

Efes Bazilika’sı, Roma İmparatorluğu döneminde tüccarların alışveriş yaptığı ve para değiştiren sahafların bulunduğu bir ticaret merkeziydi. İmparator Augustus zamanında, C. Sextillius Pollio tarafından, İon düzeninde, 3 nefli olarak inşa edilmiş bazilika’nın, ön cephesinde 67 sütun bulunmakta olup, sütun başlıkları boğa başı şeklinde yapılmıştır.  Ayrıca Bazilika içerisinde yer alan Augustus ve eşi Livia’nın heykelleri bugün Efes Müzesi’nde bulunmaktadır.

Roma Antik kentlerine özgü büyük bir tiyatro ve tiyatroya benzeyen meclis üyelerinin toplanıp şehrin geleceğiyle ilgili kritik toplantılarının yapıldığı ve karara bağlandığı yer olan Odeon (Meclis) vardır. M.S.100 yılında inşa edilen yapının su tahliye kanallarının olmamasından dolayı üzerinde ahşap çatı bulunmaktaymış. Prytaneion (Belediye Binası) Augustus döneminde M.S.1.yüzyılda yapılan, 3 tarafı çevrili avlu olarak inşa edilmiştir. İlk avluda sunak ve 2 küçük tapınak, ikinci avluda şehrin en üst düzey yöneticisinin makamı ve üçüncü avluda ise ziyafet salonuna yer verilmiştir.

Ticari Agora, mermerli caddenin başlangıç noktasında ya da başka bir ifadeyle Celsus Kütüphanesinin yan tarafında bulunmaktadır. Kentin en önemli ticaret ve kültür merkezidir. Kuzeyde, güneyde ve batıda olmak üzere 3 kapısı vardır. Görünen şekli İmparator Augustus zamanında, M.Ö.3.yüzyılda kurulmuştur. Doğuda, mermerli cadde’de imparator Neron döneminde agoranın üst katında iki nefli bir bazilika inşa edilmiştir. Güney kapısı Roma imparatoru tarafından özgür kılınan Mazaeus ve Mithridates tarafından finanse edilerek inşa edilmiştir. Oldukça süslü ve gösterişli olan kapının üzerine Pazar yeriyle ilgili bazı bilgilendirme yazıları yazılmıştır. M.S.4.yüzyılın sonunda şiddetli bir depremin ardından hasar gören agora uzun süre kullanılmamıştır.

Kentin en büyük yapılarından birisi de, Meryem Kilisesidir. 145 metre uzunlukta ve 30 metre genişliğinde inşa edilen bazilika, M.S.431’de burada toplanan III.Kümenik Konseyi (Tanrıyı doğuran Kadın Meryem) ile ünlüdür. Kilise genç Bizans dönemine kadar birçok değişikliğe uğramıştır. M.S. 7.yüzyılda St.Jean Bazilikası yapıldıktan sonra yeni psikoposluk merkezi olmuş ve Meryem Kilisesi önemini yitirmiştir. Orta çağın ilerleyen dönemlerinde ise mezarlık olarak kullanılmaya başlamıştır.

Bugün Efes antik kentinde gördüğümüz yapıların çoğu Roma dönemine ait eserleridir. Ören yeri çok geniş bir alana yayıldığı için gezi süreside bir hayli uzun sürmektedir. Bu güzel tarihi yer için en az 2 saatinizi ayırmanız gerekmektedir. Efes ören yerini 3 kez gezmiş biri olarak size birkaç ipucu vereyim. Birincisi gezmeye başlayacağınız yer eğer turistlerin ve araba park yerlerine yakın olan kapı ise, tarihi kalıntılara kapılıp gezmeye başlarsanız ki bu 2 saatlik dilim biraz daha uzayabilir. Onun için hiçbir şeye aldırış etmeden ören yerinin diğer kapısına doğru gidin ve yukarıdan aşağıya tarihi yapıları gezerek gelin ki zaman kaybınız olmasın. İkinci vereceğim ipucu ise ören yerinin kapanmasına 1 saat kala içeriye girmeniz. Neden mi? Yazımızın başında dedik ya türkiyenin en çok turist çeken ve ziyaret edilen yeri diye turist yoğunluğunun azaldığı ve fotoğraf için en uygun zaman dilimin olduğu içindir. Son olarak  Ayasuluk Tepesi, 7 Uyuyanlar, Meryem Ana Evi, Efes müzesi ve dünyanın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağını, Efes gezi listesine ekleyebiliriz diyerek sizleri ören yerinin birbirinden güzel fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyorum.

EPHESUS Yerleşim Planı

Mil taşları, günümüzdeki şehirler arası olan uzaklığı göstermektedir.

Tiyatro Gymnasium’u 12000 metrekarelik alana yapılmıştır.

Gymnasium’un içinde spor alanlarının yanı sıra gezinti ve hamam mevcut idi.

Tiyatro gösterilerin yanı sıra, gladyatör arenası olarak da kullanılmıştır

Tiyatro 24 bin izleyici kapasitesine sahiptir.

Tiyatro sahnesine çıkış koridoru

Tiyatro sahnesine çıkış koridoru

Mermerli cadde

 

Helenistik Çeşme M.Ö. 3.yüzyılda yapımına başlanmıştır.

Romalı senatör Celsus ölümünden sonra onun anısına Kütüphane yapılmıştır

Kütüphane, dönemin en büyük üçüncü kütüphanesidir

Hikmet (Sophia), Bilgi (Episteme), Akıl (Ennoia) ve Erdemi (Arete) ait heykeller

Güney Agora Kapısı, Mazaeus ve Mithridates tarafından finanse edilerek inşa edilmiştir

Latrina’dan Kütüphanenin görünümü

Kütüphanenin iç kısmında Celsus’a ait lahit mevcuttur

Ticari Agora’nın görünen hali İmparator Augustus zamanında M.Ö.3.yüzyılda yapılmıştır

Kuretler Caddesi

Roma’nın gezgin İmparatoru onura yaptırılan Hadrian Tapınağı

Tapınağın kemerinde yer alan Tyke’ye ait taş kilit taş görevindedir

Aşk Evleri

Aşk Evlerinde 3 genel ev bulunmaktaydı

Alytarchus mozaikleri M.s.4.yüzyılda yapılmıştır

Alytarchus, 5 metre genişliğindeki bu mozaikler, Hadrian Tapığa’nın hemen karşısında yer alır

Latrinalar (Tuvaletler)

Androklos Anıtı’nın formu U şeklindedir ve M.Ö.1.yüzyılda yapılmıştır

Memmius Aniti

Traianus ve eşi onuruna yaptırılan çeşme’nin yüksekliği 9,5 metredir

Çeşme üzerindeki bir çok heykel Efes Arkeoloji müzesindedir

Skolastika yada Varius hamamı olarak bilinir

4 ana bölümden oluşur ve M.S.2.yüzyılda yapılmıştır

Yapının orjinali 3 katlıdır

Bouleuterion, meclis üyelerinin toplanıp şehrin geleceğiyle ilgili kritik toplantılarının yapıldığı yerdir

Prytaneion (Belediye Binası) Augustus döneminde M.S.1.yüzyılda yapılan yapının 3 tarafı avlu ile çevriliydi

Agoranın ortasında Mısır Tanrısı İsis’e adanmış bir tapınak yer almaktadır

Prytaneion

Bouleuterion’un (Meclis Binası) su tahliye kanalları olmamasından dolayı üstü ahşap çatı ile kapatılmıştır

i

Devlet Agorası,M.S.1.yüzyılda İmparator Augustus ve Claudius zamanında yapılmıştır

Su deposu (Nymphaeum),Prokonsül Calvisius Ruso İulius Frontinus döneminde yapılan yapıya sular Şirince, Derbentdere, Değirmendere’den gelen sularla su depolanırdı

Liman Caddesi

Meryem Kilisesi, 145 metre uzunlukta ve 30 metre genişliğindedir

M.S. 7.yüzyılda St.Jean Bazilikası yapıldıktan sonra Kilise önemini yitirmiştir

Kilise çoğu zaman isim benzerliğinden dolayı Meryem Ana Kilisesiyle karıştırılmaktadır

Piskoposluk sarayına ait günümüze hiçbir şey ulaşmamıştır